-Şairlik anlayışınızı hangi edebi veya sosyal temeller, öbür yandan da temalar üzerine inşa etmektesiniz?

Bir poetika (anlayış-temel) ortaya koymanın çok riskli bir durum olduğunu daha önce sevgili dostum V. Hüseyin Kaya ile Türk Edebiyatı Dergisi’nde yayımlanan söyleşimde de belirtmiştim. Çünkü şiir denilen şey bütün poetikalara, tasarımlara ve kurgulara meydan okuyan bir varlık tarzına sahiptir. Bir poetika dile getirildiği anda tersine bir poetika yazılmaya başlanmış demektir. Ben de şiir yazıyorum. Ve her yazdığım şiirin konusu bir biçimde şiir oluyor. Nisan 2012’de çıkan Sürgündeki Şiir isimli şiir kitabım için Hilmi Yavuz “şiirin şiiri” ifadesini kullanmıştı. Kendimi şiirle, şairlerle anlamaya çalıştım bu kitaptaki şiirlerde. Kendini şiirle anlamak biraz da Dil hakkında düşünmek, Dil içinde yaşadığını ve asla onun bir adım dışına çıkamayacağın gerçeğini hatırlatıyor. Benim için ilk şiir kitabım Sürgündeki Şiir, dünyayı değil de dili önceleyerek, elbette ondan kendimi soyutlamaksızın, bir sözcüğün fonetiğinin, imge ve çağrışım alanlarının sınırlarını tecrübe etme girişimidir.

 

Söyleşinin tamamı için Haberexen Dergisi, Eylül 2012.

http://www.haberexen.com/yazar-yalniz-olmaya-mecburdur-129183h.htm