Görsel

Servet Gündoğdu, şiirlerini ‘Sürgündeki Şiir’ isimli kitapta topladı. Bu kitabıyla 2012 Homeros Ödülü’nün sahibi de olan Gündoğdu’ya göre şiirin yersiz yurtsuz duruşu vardır.

İlk kitapta niçin Sürgündeki Şiir ismini kullandınız?

Çünkü şiirin bizatihi kendisi sürgünde. Sürgünde olan şiir, beni sürekli kendisine çağırmakta ve kendimle yüzleşmeme neden olmakta. Eksile eksile (exile) yazdım bu şiirleri ben. Belki de sadece bu yüzden şiir sürgündedir. Hilmi Yavuz hocamın da işaret ettiği gibi bir anlamda şiirin şiirini yazma çabası.

Granada Yayınları’dan şiir kitapları çıkan Halil İbrahim Polat ve A. Barış Ağır ile ortak bir diliniz söz konusu. Bu dil ‘yeni lirik şiir hareketi’ olarak sizden öncesinden ne tür bir kopuşu imliyor?

Lirik şiir geleneği o kadar eski bir gelenek ki bir kopuş ya da kırılma, ne dersek diyelim, gerçekleşmiyor olsaydı zaten çoktan yok olup giderdi. Wittgenstein dildeki kelime tiplerinin işlev farklılıklarını göstermek için, dili bir alet çantasına benzetir. Bir alet çantasındaki aletler, çekiç, kerpeten, testere, tornavida, çivi vb… Biz şairlerin şiirlerinin durumu da bu nesnelerin işlevleri kadar farklı. Şayet Polat ve Ağar ile aynı şiiri yazıyor olsaydık üçümüzün birden yazması gereksiz olurdu. Farklılıkları fark etme çabası, bir şiiri aktif biçimde okumak demektir. Bizim kendimizden önceki şiirle hem benzerlik hem de farklılık gösterdiğimiz ne kadar doğruysa aynı dönemde üretilen şiirlerle de benzerlikler ve elbette farklılıklar söz konusu olacaktır.

Şiirin sürgünde olması bu durumla mı ilişkili?

Şiir hem sürgündedir hem de sürgüne gönderen. Yersiz yurtsuzdur. Onu yerli ve yurtlu hale getirmek isteyenler (eleştirmenler) şiiri bir anlamda şiirlikten çıkarıp nesre dönüştürüyorlar. Bunun en uç örneklerinden birisi Jakobson ve Levi-Strauss’ın Baudelaire’in La Cats şiirine yönelik yaptıkları çözümlemedir. Evet, şiir bir dil hadisesidir. Ancak dil salt yapıya indirgenemeyeceği gibi şiir de yapıya ve hatta bağlama indirgenemez. İndirgenirse de artık şiirden söz etmiyoruz demektir. Çünkü biz ne hakkında konuşursak konuşalım, şiir sürgününü sürdürür.

Bu söylediğin şiiri hakkında konuşulamaz bir yere sürüklemiyor mu?

Şiir bizi ‘hakkında konuşulamaz’ olana sürükler. Sen şiire hangi bağlamı veya anlamı yüklersen yükle o bizim avucumuzun içinden kayıp gidecektir, kendi sürgününe. Ben de kendi şiirime hem aşinayım hem de ona bigâne.

ALAADDİN KARAKALEM

http://www.stargazete.com/sanat/surgundeki-siir-yahut-siirin-siiri/haber-562807